01 Ekim 2009
 
13:48:44
 
2331
(defa okundu)
Fehmi İlhan fehmi.ilhan@web.de
ALEViLiK’TE TANRI ANLAYIŞI :
Alevilikte tanrı, diğer tüm ortodoks dinlerin tanrı anlayışlarından oldukça farklıdır. Bu anlayış, içeriğini Vahdet-i Vücud ve Vahdet-i Mevcud düşüncesinden alır. ”Alevilikte ( özellikle Bektaşilikte ) tanrısal felsefe iki biçimde anlatılır : Varlık ve yokluk.
Varlık, asıldır. Yokluk; ondan türeyen ve gene ona dönen dalgalardır. Yani var olan deniz, yok olan da dalgasıdır. Herşey o denizdendir. Varolanlar ve gökler, o asıldan, o nurdan ateşlerdir. Herşey o var olanın sınırlarının yansıması ve güzelliğinin aynasıdır. Bu da Allah ( Tanrı ) diye adlandırdığımız güçtür. O güç, kesin güzellik, kesin olgunluk, kesin yüz güzelliği ve kesin yaşamdır. Bunun neden büyük olduğunu anlamak için evren denilen kitabı okumasını ve anlamasını bilmek gerekir.
Bu kitabın kanıtı doğrudan doğruya insandır. Yalnız bakıp görmek yetmez. Evrenin yüce harflerini okumak ve onu içte de dumak gerekir. Yüce ve kesin güç kimilerinin dedikleri gibi görünmesi, bilinmesi olanaksız olan birşey değildir. Bu
güç sürekli insanla birlikte olduğu gibi ( aslında insanın içindedir ) bir tek şeyde değil herşeydedir. Herşey deyimi de evreni tamamlar. Herşey evrenin yansımasıdır.
Konunun daha iyi anlaşılması açısından Alevilikte Devriye Kuramı’nı bilmekte yarar var. Buna göre, madde dünyasına ( Gayb alemi) düşen bir varlık, önce cansız, sırasıyla bitki, hayvan ve daha sonra da insan görüntülerinde ortaya çıkarak devrini tamamlar. Son aşama da ise insan-ı Kâmil olarak Hakk’a ulaşır. Böylece Vücud-ı mutlak, yani gerçek varlıktan çıkarak toprağa en aşağılara inip,sonra da bu- radan yükselerek Hakk’a yani aslına kavuşur. Böylece devrini tamamlamış olur.Bu
konuyu da kısaca belirledikten sonra konunun daha yalın, daha kolay anlaşılması, karışık kavram ve terimlerden sıyrılarak Aleviliğin Tanrı anlayışının ortaya konması açısından en önemli kaynaklara, ozanların deyişlerine sık sık başvuracağız. Deyişler bize Tanrı anlayışında ki farkları daha net biçimde ortaya koyacaktır.
Her inancın kendine özgü bir Tanrı anlayışı ve buna bağlantılı olarak tüm yaşamınında yönlendirici olan, insana tanrı karşısında biçtiği rol vardır. Sözünü ettiğimiz tanrı-insan ilişkisi konusunda da dinler birbirinden etkilenmiş olmakla birlikte önemli yaklaşım farklılıklarının olması da doğaldır. Ancak ortodoks dinler, değişik inançlara pek tahammülü yoktur, tarihte bunun sayısız örnekleri vardır. Aleviliğin de yüzyıllarca egemen olan Sünni baskı dolayısıyla zoraki de olsa kimi etkilerin altında kaldığını görüyoruz. Bu etkilerle inancın üzerinde kimi zaman islami bir örtünün yeraldığını, bunun da çoğu zaman yanlış değerlendirmelere yolaçtığını, Aleviliğin gerçek Müslümanlık şeklinde tanımlandığına tanık oluyoruz. Aleviliği asimile etmekten başka düşüncesi olmayan Sünni kesim de sloganlaştırıp içini boşalttıkları Allahımız bir, kitabımız bir, peygamberimiz bir, diyerek siz de camiye buyurun, yani kibarca Sünni olun, çağrılarına Alevi kesimin de alet olması son derece düşündürücü. Halbuki inançların bir anlamda temelini oluşturan tanrı-insan anlayışları taban tabana zıttır. çünkü Anadolu Alevisi öteki dünya ödülleri ve cezalarıyla fazla ilgilenmez.Onlar “bu dünyada yaşadığını anlamış ve yaptırımın da, armağanın da bu dünyada olduğuna kesin inanmıştır. Kuşkusuz ki bir Allah kavramına karşı çıkmıyor. Ancak onun inandığı Allah, her sabah onunla uyanmış, onunla yiyip içmiş ve onunla tarlaa gitmiştir. Kuran yorumcularının bulup çıkardığı kimi ayetler, Anadolu Alevisinin bu yüzden işine gelmiş ve o ayetleri hasımlarının yüzüne indirmek için fırsat bilmiştir.” Yoksa anlaşılmaz, karışık, ağdalı sözcüklerle yapılan açıklamaları
Anadolu Alevisinin anlaması, bilmesi olanaksızdır. Alevi salt “ kendini bilen Allah’ını bilir” ve “Allah insanı kendi suretinde yarattı” gibi sözlerle kimi çıkarımlara varmıştır.
Burada bunları özellikle vurguladık, çünkü yapacağımız değerlendirme ve saptamalardan rahatsızlık duyacak kimilerinin söyleceklerini tahmin ettiğimiz “ Siz dinsiz misiniz ? ya da “ Sen müslüman değil misin Allah’ı mı inkar ediyorsun ?” gibi
sorudan çok tehditvari sözlerinin anlamsızlığını ve gereksizliğini ortaya koymak içindi. Kimse Aleviliğe kendi inancının elbisesni giydirmeye kalkmasın, uymuyor. ister kabul etsinler, ister etmesinler Alevilik budur. Bunları bilsinler, bizim hakkımızdaki düşüncelerini değiştirip değiştirmemek onların sorunudur.
|