01 Nisan 2010
 
17:32:00
 
1314
(defa okundu)
Fehmi İlhan fehmi.ilhan@web.de
a. Tanrı – İnsan Birliği :
Aleviliğin merkezinde insan vardır. Tanrı da bu bağlamda insanla birliktedir. Alevilikte Tanrı ile insan arasındaki ilişki efendi- kul ilişkisi değildir. Tanrı, insana tepeden bakan, onu ne yapacağını bilmekten aciz, emirlerle hareket eden bir varlık gibi gören konumda değildir, Alevilikte. Bu nedenledir ki insan, ortodoks dinlerin kabul ettiği gibi tanrı tarafından yönlendirilen bir robot, kendi kendine yetersiz bir yaratık değildir. Tanrı ile insan arasında ulaşılmaz, aşılamaz uçurumlar yoktur. Tanrı- insan içiçeliliği, birlikteliği vardır. Bu anlayışı destekleyeci kimi ayet ve hadislere başvurulmuş olması yukarıda sözünü ettiğimiz baskılara karşı bir kalkan görevi yapması içindir, bence. Kur’an’a göre Allah insanı ruhundan üfleyerek yaratmıştır. Hz. Muhammet ‘in “ Allah, Ademi kendi suretinde yarattı “ sözü bu bağlamda sık sık yinelenmiştir. Hz. Ali’nin “Sen kendini küçük bir varlık sanırsın, Halbuki, en büyük âlem sensin ve o âlem sende gizlidir.” diyerek insanın değerini ortaya koymuştur. Cafer-i Sadık’ın insana bakışı da farklı değildir : “ İnsan, Tanrı’nın kudret eli ile kaleme aldığı kitaptır. Hikmet eli ile bina ettiği mabettir. Bütün kainattaki suretlerin biraraya getirilişidir.”
Yukarıda yaptığımız alıntılar, Tanrı katında insana verilen değeri anlatması açısından son derece önemlidir. Hepsinin de ortak noktası, Tanrı tarafından özen-
le yaratılmış bir varlık olması yönünde. Tanrı tarafından özenle yaratılan, Cafer-i Sadık’ın deyişiyle O’nun yazdığı bir kitap, yaptığı bir tapınak ve de evrenin tüm güzelliklerinin biraraya getirildiği bir varlık olan insanın mükemmel olması gerekir. Alevilikte insan bu şekilde değerlendirilir. İnsanın Tanrı’dan ayrı olmadığını, dolayısıyla Tanrı’nın da insandan ayrı olamayacağını kabul eder. Bu konuda en güzel örnek elbette ki Hallac-ı Mansur’un o güzel sözüdür : Enel Hak ( Ben Hakk’ım ). Bu sözü Ben Tanrı’yım biçiminde anlamak, Hallac-ı Mansur’a haksızlık olacaktır. O burada kendisinin Allah olduğunu ilan etmiyor. Aksine O’ndan bir parça olduğundan hareketle bunu söylüyor. Tasavvufta evrendeki herşey Tanrının görüntüsü olarak kabul edildiği için, insan da bunlardan birisi olduğuna göre o da Hakk’ın bir parçası ya da görüntüsüdür.Hallac-ı Mansur’dan önce yaşamış olan İran’lı mutasavvıf Beyazıd Bistami ( Ö. 875 )’ nin, tanrıyla konuştuğu duyanların, bunun nasıl olduğu yolundaki sorularına verdiği yanıt şudur : “ Görün işte, hırkamın altında hiçbirşey yok sadece Allah var.” İşte Beyazıd Bistami’nin sözünü ettiği ile Hallac’ın ki aynıdır. Onların izleyicisi olan Seyyid Nesimi de : |